Son yıllarda tıp dünyasında yankı uyandıran çok az bilimsel alan, bağırsak mikrobiyotasının genel sağlığımız üzerindeki rolü kadar güçlü bir etki yarattı. Artık biliyoruz ki bağırsaklarımızda yaşayan bu dev mikrop topluluğu yalnızca sindirimi düzenlemekle kalmıyor; aynı zamanda bağışıklık ve solunum sistemlerini, hatta bilişsel ve ruhsal sağlığımızı da etkiliyor.
Bu nedenle, bağırsaklarımızda olan bitenin nasıl yaşlandığımızı da etkileyebileceğini öne süren üç yeni çalışmanın sonuçları şaşırtıcı değil.
İtalya Araştırması: Mikrobiyota, İltihap ve Yaşa Bağlı Hastalıklar
Ağustos ayında bir grup İtalyan araştırmacı, bağırsaklardaki belirli mikrop kombinasyonlarının, kanda iltihabı tetikleyen proteinleri nasıl etkilediğini ortaya koyan bir makale yayımladı. Bu proteinler; iltihaplanma, kalp-damar hastalıkları, hatta makula dejenerasyonu gibi yaşa bağlı hastalıklarla ilişkilendiriliyor.
Araştırmacılar makalelerinde şu ifadeleri kullanıyor: “Bağırsak mikrobiyotasındaki değişimler, hem bağırsak düzeyinde hem de sistemik bağışıklık ve iltihap yanıtlarının pek çok yönünü etkiliyor. Bu durum, sıklıkla bağışıklık yaşlanması (immünosenesens) veya inflamasyonla ilişkili yaşlanma (inflammaging) olarak adlandırılan, yaşa bağlı kardiyovasküler ve bağışıklık fonksiyonlarındaki gerilemeyle bir bağlantı olduğunu düşündürüyor.”
Araştırma ekibi, yaşla ilişkili belirli hastalıklara odaklanan 19 farklı çalışmanın verilerini analiz etti. Sonuçta: 91 ayrı durumda, bağırsaklardaki belirli bir bakteri kombinasyonunun, belirli bir hastalık için artmış riskle ilişkili olduğu saptandı.
Araştırmacılar ayrıca, bağırsak mikrobiyotasının etkilerinin kan grubuna göre değişebileceği sonucuna ulaştı.
Örneğin:
- A kan grubuna sahip kişiler,
- iltihaplanma ve kalp-damar sağlığıyla ilişkili proteinleri etkileyen bazı mikroplara karşı daha hassas olabilir.
Bu bulgular, yaşa bağlı hastalıkların yönetiminde yalnızca mikrobiyotaya değil, kan grubu gibi genetik faktörlere de bakılması gerekebileceğini düşündürüyor.
Stanford Çalışması: İlaçlar Mikrobiyotayı Nasıl Değiştiriyor?
Stanford Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, bağırsaklarımızdaki mikroplara verdiğimiz reçeteli ilaçların etkisini daha yakından izlememiz gerektiğini ortaya koydu. Çünkü bu ilaçlar, sağlıksız bir mikrobiyota ortamı yaratabiliyor.
Araştırmacılar 707 yaygın ilacı, dokuz farklı dışkı örneğinden elde edilen mikrop toplulukları üzerinde test etti.
Sonuçlar çarpıcıydı:
- 141 ilaç, bağırsak mikrobiyotasını bozdu
- Bazı bakteri türleri tamamen ortadan kalktı
- Bu durum, iltihaplanma ve başka olumsuz sağlık sonuçlarını tetikleyebilecek bir ortam yarattı
Araştırmacılar durumu şöyle açıklıyor:
“Bağırsak bakterileri arasındaki kazananları ve kaybedenleri, ilaçlara ne kadar hassas olduklarını ve besin için nasıl rekabet ettiklerini anlayarak öngörebiliyoruz. Başka bir deyişle, ilaçlar yalnızca bakterileri öldürmüyor; bağırsaktaki ‘açık büfeyi’ yeniden düzenliyor. Bu yeniden düzenleme, hangi bakterilerin ayakta kalacağını belirliyor.”
Elbette antibiyotikler başlıca suçlu. Ancak belirli bir antidepresanın da mikrobiyal dengeyi bozabileceği belirtiliyor. Sorun şu ki: Mikrobiyotayı bozan ilaçların veya ilaç sınıflarının kapsamlı bir listesi henüz yok.
Estonya Araştırması: Uzun Süreli İlaç Kullanımı ve Kalıcı Etkiler
Estonya Tartu Üniversitesi araştırmasına göre, uzun süreli olarak kullanılan şu ilaç grupları:
- Beta blokerler
- Proton pompa inhibitörleri
- Steroidler
bağırsak mikrobiyotasında bozulmaya yol açabiliyor. Üstelik bu etkiler, ilaçlar bırakıldıktan sonra bile yıllarca sürebiliyor. Araştırmacılar şu notu düşüyor: “İlaç yükü genellikle ileri yaş gruplarında daha fazladır. Bu nedenle yaşlı popülasyonlarda mikrobiyotanın çok daha fazla etkilenmesi beklenebilir.”
Bu durum, kronik hastalıklarını yönetmek için ilaçlara ihtiyaç duyan herkes için bir ikilem yaratıyor. Çünkü, bu ilaçlar hayat kurtarıcı olabilir ancak aynı zamanda bağırsak mikrobiyotası üzerinde istenmeyen etkiler yaratabilir
Uzmanların önerisi; yan etkileri izlemek, doktorlarla dozları düzenlemek. Ancak şu anda, bu tür ayarlamaların bağırsaklardaki karmaşık mikrobiyal ekosistemi ne ölçüde etkilediğini bilmek zor.
Uzmanlar umut veren bir ihtimali şöyle ifade ediyor: “Eğer bu ekosistemin tepkilerini anlayıp modelleyebilirsek, bir gün ilaçları yalnızca hastalığı ne kadar iyi tedavi ettiklerine göre değil, aynı zamanda sağlıklı bir mikrobiyotayı ne kadar koruyup desteklediklerine göre seçebiliriz. Buna uygun diyetler ve probiyotikler de eklenebilir.”
Kaynak: Craig Cox – Experience Life




