Bebeklerin annenin hamilelik sırasında yediği yemeklerin kokularını ve tatlarını hatırladığını söylesek ne düşünürsünüz?
Ebeveynler çocuklarına sebzeleri, özellikle de lahana ve brokoli gibi yeşillikleri yedirmekte zorlanırlar. Yeni bir uluslararası çalışma, bu zorluğun çocuk katı gıdalardan ilk ısırığı almadan çok önce ele alınabileceğini öne sürüyor. Araştırmacılar, bebeklerin anne karnındayken maruz kaldıkları tatları hatırlayabildiklerini ve tercih edebildiklerini keşfederek, yaşamın en erken aşamalarından itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmenin mümkün olabileceğini söylüyor.
İngiltere’den ve Fransa’dan bilim insanlarının öncülüğünde gerçekleştirilen bu uluslararası iş birliği, lezzet tercihlerinin doğumdan önce nasıl geliştiğine ve erken bebeklik döneminde nasıl devam ettiğine dair kanıtlar sunuyor. Appetite dergisinde yayınlanan çalışma, fetüslerin anne karnında farklı tatlara nasıl tepki verdiğini gözlemlemek için 4D ultrason taramalarını kullanan 2022 bulgularına dayanıyor.
Araştırmaya katılan uzmanlar yaptıkları açıklamada, “Araştırmamız, fetüslerin sadece anne karnında farklı tatları algılayıp ayırt etmekle kalmayıp, aynı zamanda tekrar tekrar maruz kaldıklarında belirli tatları öğrenmeye ve hafızaya almaya başladıklarını gösterdi” diyor. “Bu, gıda tercihlerini geliştirme sürecinin düşündüğümüzden çok daha erken, anne karnından itibaren başladığını gösteriyor.”
Hamilelik sırasında, annenin beslenmesinden gelen tatlar bebeği çevreleyen amniyotik sıvıya karışır. İnsanlar tat ve koku kombinasyonu yoluyla lezzeti deneyimler ve fetüsler amniyotik sıvıyı soluyarak ve yutarak bu hislerle karşılaşır. Hamileliğin son üç ayında, bebekler bu tat moleküllerini algılayacak ve bunlara yanıt verecek kadar gelişmiş duyusal sistemler geliştirmiştir.
Araştırmada yer alan Fransız bilim insanları “Fetüsler, annelerin aldığı her tür aromayı çok az miktarda algılamakla kalmıyor, aynı zamanda bunlara açıkça tepki veriyor ve anne karnındayken ve doğumdan sonra oldukça uzun bir süre hatırlıyorlar” diyor.
Araştırma ekibi, başlangıçta 99 katılımcıyla başlayarak 32 haftalık gebelik dönemindeki hamile kadınlarla çalıştı. COVID-19 kısıtlamaları nedeniyle, son çalışma grubunda kadın ve erkek arasında eşit olarak bölünmüş 32 sağlıklı bebek yer aldı. Bu anne-bebek çiftleri iki gruba ayrıldı: bir grup lahana kapsülleri tüketirken, diğer grup havuç kapsülleri aldı.
Bebeklerin tepkilerini takip etmek için araştırmacılar, belirli ifadeleri analiz eden sofistike yüz kodlama sistemleri kullandılar. İki ana tepki türü aradılar: Hoşnutsuzluğa işaret eden “ağlama yüz ifadeleri” (bir yetişkinin hoş olmayan bir tat karşısında yüzünü buruşturmasına benzer) ve zevk ya da kabullenmeye işaret eden “gülme yüz ifadeleri” (keyif gülümsemesine benzer).
İlk ultrason taramalarından sonra, anneler kendilerine verilen sebze kapsüllerini üç hafta boyunca haftada birkaç kez, sabahın geç saatleri ile öğleden sonra erken saatleri arasında tükettiler. Zamanlamadaki tutarlılık, tatların nasıl işlenebileceği veya amniyotik sıvıya nasıl aktarılabileceği konusundaki olası değişikliklerin kontrol edilmesine yardımcı oldu.
Bebekler yaklaşık üç haftalık olduklarında, araştırma ekibi yeni bir koku testi gerçekleştirdi. Havuç tozu, lahana tozu ya da kontrol olarak sade suya batırılmış ıslak pamuklu çubuklar hazırladılar. Her bir çubuk dikkatlice bebeklerin burunlarının altında tutulurken tepkileri videoya kaydedildi. Daha da önemlisi, bebekler hiçbir zaman maddelerin tadına bakmadılar, tepkileri tamamen kokuya dayanıyordu.
Bebeklerin yüz ifadeleri analiz edildiğinde, annelerinin hamileliğin son aylarında yedikleri yiyeceklerin kokusuna daha olumlu tepki verdikleri görüldü. Araştırmacılar, “Potansiyel olarak bu analiz, bebekleri hamilelik sırasında bu gıdalara maruz bırakarak, örneğin yeşil sebzelere karşı daha olumlu tepki vermelerini teşvik edebileceğimiz anlamına geliyor.” diyor.
Sonuçlar büyüleyici bir örüntü ortaya çıkardı: bebekler, annelerinin hamilelik sırasında tükettiği sebzenin kokusuna maruz kaldıklarında daha az olumsuz yüz ifadesi ve daha olumlu yüz ifadeleri gösterdiler.
Bu bulgular, hamileliğin son dönemlerinde anneler tarafından yenen gıdaların tatlarının fetüs tarafından öğrenildiğini ve onları doğum sonrası yaşamda karşılaşacakları tatlara hazırladığını gösteren kanıtlarına katkıda bulunuyo.
Gıda tercihlerinin nasıl geliştiğini anlamak, seçici yeme davranışlarını potansiyel olarak önleyebilir. Bu yeni bulgular, anne beslenmesi yoluyla erken maruz kalmanın bazı gıdalara karşı geliştirilen isteksizliği önleme yardımcı olabilir.
Bilim insanları ayrıca, farklı tat profillerine sahip mama ile beslenme gibi doğum sonrası deneyimlerin doğum öncesi lezzet anılarıyla nasıl etkileşime girebileceğini araştırmayı planlıyor. Bu karmaşık etkileşimlerin anlaşılması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının gelişimin mümkün olan en erken aşamasından itibaren teşvik edilmesi için daha etkili stratejiler geliştirilmesine yardımcı olabilir.
Kaynak: https://studyfinds.org/