Hayatın en kritik dönemlerinden biri, anne karnındayken başlayan ve doğumdan sonra yaklaşık iki yaşına kadar devam eden 1.000 günlük süreç. Yeni bir araştırma, bu dönemde alınan şeker miktarının, yetişkinlikte kalp sağlığı üzerinde yıllar sonra bile etkili olabileceğini gösteriyor.
1950’lerin İngiltere’sinde, savaş sonrası dönemde şekere erişimin kısıtlandığı yıllarda bilim insanları için de “doğal bir deney” ortamı oluşmuş. Araştırmacılar, çalışmaları kapsamında 1951–1956 yılları arasında doğan 63.433 kişiyi inceledi. (Bazıları anne karnındayken, bazıları ise doğumdan sonraki dönemde şeker kısıtlamasına maruz kalmış.)
Uzun Vadeli Etkiler
Çalışmanın bulguları oldukça dikkat çekici:
- Şekerle erken yaşlarda kısıtlı temas yaşayan bireylerin, kalp hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği, felç gibi kardiyovasküler hastalıklar ve buna bağlı ölümlerde ciddi oranda daha az risk taşıdığı gözlemlenmiş.
- Örneğin, kalp krizi riski yaklaşık %25, felç riski %31 oranında daha düşük çıkmış.
- Sadece kısa süreli veya hamilelik döneminde şeker kısıtlaması fark yaratmış; fakat bu kısıtlama 2. yaşa kadar devam ederse; yani 1.000 günlük zaman aralığı tam kullanılırsa, koruyucu etki en güçlü seviyeye gelmiş.
Bir başka deyişle bu veriler, hayatın erken döneminde yapılan beslenme tercihlerinin, yalnızca kilo, diş sağlığı ya da kısa vadeli metabolik hastalıklar üzerindeki etkisi değil, yetişkinlikte kalp sağlığı ve yaşam süresi üzerinde uzun vadeli bir iz bıraktığını düşündürüyor.
Bu Dönem Neden Bu Kadar Kritik?
Anne karnında başlayan organ ve damar gelişimi, doğumla birlikte beslenme şeklinin değişmesi, metabolik sistemlerin kurulması… 1.000 günlük zaman dilimi aslında vücudun “temellerin atıldığı” dönem. Bilim insanları, bu dönemde besinlerle alınan şeker miktarının, kalp-damar sisteminin gelişimini, kalbin yapısını ve metabolik düzenini ve tüm bu dengeleri kalıcı olarak etkileyebileceğini öne sürüyor.
Bugün Ne Anlama Geliyor?
Bu çalışma, hamilelik sırasında, emzirme döneminde ve bebeklik/erken çocukluk döneminde beslenmeye gösterilen özenin, aslında uzun vadede korunmaya değer bir yatırım olduğunu vurguluyor. Günümüzde anne-babaların, bebek mamaları ya da erken dönemde verilen işlenmiş tatlı gıdaların içerdiği eklenmiş şekerlere dikkat etmesinin ne kadar önemli olduğunu bize hatırlatıyor.
Ayrıca yetişkinlikte karşılaşılan kalp-damar sorunlarının kaynağını, yalnızca genetik ya da yetişkinlikte yapılan hatalarda değil çok daha erken bir dönemde alınan beslenme kararlarında da aramamıza işaret ediyor.
Kaynak: studyfinds.org/



