Kalp-damar hastalıkları, dünya genelinde kadın ölümlerinin en önemli sebebi. 2019 verilerine göre, kadınlarda görülen tüm ölümlerin %35’i bu hastalıklardan kaynaklanıyor. Daha da endişe verici olan ise, özellikle genç kadınlarda kalp krizi vakalarının giderek artması.
Bu tabloya çözüm bulmak için, İspanya’da Kardiyoloji ve Önleyici Kardiyoloji Dernekleri bir araya geldi. Kadın sağlığına farklı açılardan bakan jinekoloji, endokrinoloji, pediatri, aile hekimliği, ebe ve diğer alanlardan uzmanlar ortak bir kılavuz hazırladı. Bu klinik rehber onay alarak yayımlandı ve sağlık profesyonellerine kadınlarda kalp-damar sağlığının tanı ve takibinde yol göstermeyi hedefliyor. Özellikle kadın ve erkek arasındaki farklılıklara dikkat çekiyor.
Hastalıkların Önlenmesi
Kadınlarda kalp-damar risk faktörlerinin erken dönemde tespit edilmesi çok kritik. Bu rehberin amacı, sağlık çalışanlarında kadınlarda kalp-damar hastalıklarını önlemenin önemine dair farkındalık yaratmak, kadın ve erkek arasındaki farklılıkları vurgulamak ve kadının yaşam evrelerine özel korunma önerileri sunmak.
Yaşa Özel Riskler
Rehber, kadınlarda farklı yaş dönemlerine özgü kalp-damar risklerini öne çıkarıyor:
- Ergenlik (10–21 yaş): Kızlarda erkeklere kıyasla daha yüksek yağ/kas oranı (%25’e %14), daha az fiziksel aktivite ve daha fazla sigara kullanımı risk faktörleri arasında.
- 21 yaş sonrası: Polikistik over sendromu (PCOS), hipogonadotropik hipogonadizm ve erken yumurtalık yetmezliği (POI) gibi östrojen eksikliğiyle seyreden durumlar kalp-damar riskini artırıyor. Bu hormonal bozukluklar; insülin direnci, göbek çevresinde yağlanma, kan yağlarında bozukluk ve yüksek tansiyonla bağlantılı.
- Menopoz dönemi: Östrojen azalmasıyla birlikte metabolizma değişiyor; göbek çevresinde yağlanma, obezite, kas kaybı ve kan yağlarında bozukluk görülüyor. Bunlar da kalp krizi ve felç riskini ciddi biçimde artırıyor.
Menopoz öncesinde POI veya hipogonadotropik hipogonadizmi olan kadınlarda, eğer bir engel yoksa hormon replasman tedavisi öneriliyor. Özellikle cilde uygulanan östrojen formlarının kalp-damar sağlığı üzerindeki etkisi, ağızdan alınanlara göre daha olumlu.
Araştırmalar, menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde, 60 yaş altındaki kadınlarda hormon tedavisinin yaşam kalitesini artırdığını ve kalp-damar riskini düşürdüğünü gösteriyor. Ancak kalp-damar hastalığı riski yüksek olan ya da mevcut hastalığı bulunan kadınlara bu uygulama önerilmiyor.
Hamilelik Dönemi Riskleri
Hamilelik, kadın vücudunda ciddi kalp-damar değişikliklerine yol açıyor ve bu süreçte yakın takip büyük önem taşıyor. Eğer bir kadında hamilelikten önce kalp-damar riski oluşturan faktörler, genetik yatkınlık ya da çevresel etkenler varsa; gebelik süreci bu riskleri artırabiliyor. Bunun sonucunda yüksek tansiyon sorunları, bebeğin gelişiminde gerilik, düşük doğum ağırlığı, plasenta ile ilgili komplikasyonlar, erken doğum ve gebelik şekeri (gestasyonel diyabet) gibi olumsuz durumlar ortaya çıkabiliyor.
Ayrıca, geçmişte bu tür gebelik komplikasyonları yaşamış kadınların ilerleyen yıllarda kalp-damar hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek oluyor.
Bu nedenle, hamilelik öncesi değerlendirmeler ve özellikle gebeliğin 11–13. haftaları arasındaki erken taramalar çok kritik. İstatistiklere göre, her 10 hamile kadından 1’i gebelik sırasında yüksek tansiyon sorunlarıyla karşılaşıyor. Gebelik şekeri de kalp-damar sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor.
Ek Riskler
Kadınlarda klasik kalp-damar risk faktörleri; sigara, obezite, yüksek tansiyon, diyabet ve kan yağlarında bozukluk (dislipidemi) olarak öne çıkıyor. Ancak bunların yanında bazı özel riskler de var:
- Meme kanseri sonrası: Tedaviler nedeniyle kalpte gizli hasarlar oluşabiliyor. Bu da ilerleyen yıllarda kalp yetmezliği ya da kalp krizi riskini artırıyor.
- Psikososyal stres: Yoğun stresin, damar sertliği (ateroskleroz) sürecini başlatma ve ilerletme ile çok güçlü bir ilişkisi var.
- Bağışıklık sistemi hastalıkları: Romatoid artrit gibi otoimmün hastalıklar da kadınlarda kalp-damar hastalıkları riskini ciddi biçimde yükseltiyor.
Cinsiyete Özgü Zorluklar
“Kadın olmak tek başına kalp-damar hastalıkları için bir risk faktörü” diyor rehberi hazırlayan uzmanlar. Ve üç önemli soruna dikkat çekiyor:
- Kadınlara özgü kalp-damar hastalıkları konusunda tıp eğitiminde eksiklikler olması.
- Kadınlarda rutin taramaların yetersizliği.
- Toplumda, kalp-damar hastalıklarının meme kanserinden daha az ölümcül olduğu yönünde yanlış bir algının yaygın olması.
Bu nedenle kamuoyu farkındalığını artıracak kampanyalar çok önemli. Özellikle yaşa özel kalp sağlığı önerilerinin anlatılması gerekiyor: sigarayı ve alkolü bırakmak, düzenli egzersiz yapmak, kan şekeri, tansiyon ve kilo kontrolü için düzenli kontroller yaptırmak gibi.
Kaynak: https://www.medscape.com/